‘Dört maaş alanlar evinde aç yatanları anlamaz’  
İddiaya göre kamu arazisine usulsüz bir şekilde inşaat yapmasının ardından İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu hakkında İletişim Daire Başkanın evini fotoğrafladığı iddiasıyla ’Suç işlemeye tahrik’, ’Suçu ve suçluyu övmek’ suçlamalarıyla ilgili 9 aydan 10,5 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmış. Açılan davaya CHP Zeytinburnu İlçe Başkanı Metin Doğan sert tepki gösterdi. Sonuna kadar İl Başkanımızın yanındayız. Ne zamandan Kenti ve halkın malını korumak suç teşkil ediyor dedi.
30.12.2020
35
Yazı Boyutu: A- A+
CHP Zeytinburnu İlçe Başkanı Metin Doğan açıklamalarını şöyle sürdürdü. “Her zaman olduğu gibi halkın ve kentin haklarını savunmaya devam edeceğiz. Açılan davalar İl Başkanımızdan ziyade ziyade toplumu sindirmek ve korku toplumu yaratmak içindir. Bizim için en yetkili mahkeme toplumun vicdan mahkemesidir ve sarayın PERGOLACISI’ da dahil hiç kimse bizi haklı mücadelemizden vazgeçiremeyecektir. İstanbul’u kaybedenler bir bedel ödetme, cezalandırma arayışında ama başarılı olabilmeleri mümkün değil” diye konuştu. İl Başkanımız Canan Kaftancıoğlu, ömrünü insan hakları, eşitlik ve adalet mücadelesiyle geçirmiş, ülkesini ve çağdaşlığı öncelemiş, ilkelerinin arkasında onurla durmaya devam eden bir hekim ve siyasetçidir. İstanbul seçiminin kazanılmasındaki rolü nedeniyle iktidarın seçim yenilgisini kabul edemeyerek İl Başkanımızı seçimden bugüne hedef tahtasına koymuştur. Birileri Dört maaş alarak Boğazda villada otururken EYT’Lİ neden maaş almadan emeklilik yaşını bekliyor, vicdan mı? Millet PANDEMİYLE  mücadele ederken, esnaf kan ağlarken bunlar Boğaziçi Alanı’na ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerine ait yetkilerin belediyelerden alınarak üyeleri Cumhurbaşkanlığı’na bağlayıp boğaz ve çevresinde istekilerini yapmak gayreti içine girdiler. Herkesin KORONAVİRÜS salgınıyla mücadeleye yoğunlaştığı bir dönemde, ‘inşaata çıkan her yol mubahtır’ anlayışını benimseyen yürütme organının en üst düzey bürokrasisinin rant odaklı ve kanun dışı faaliyetlerini sonlandırmadığı da asla unutulmamalıdır. Ne yapacaktı İl Başkanımız, Vatandaşların çivi dahi çakamadığı bir bölgede, bir Cumhurbaşkanlığı bürokratının kanuna aykırı işlem yapmasını görmezden mi gelecekti? Bunlar ellerindeki iktidar gücünü kullanarak Yürütme organı, yargı üzerindeki baskısını kullanarak, tepki duyduğu her haber için terör kılıfı uyduruyorlar. Böyle yaparak Bu girişimlerle, ifade özgürlüğü alanında sicili bozuk olan bir iktidarın, sicilini daha da bozmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Başsavcılık, kanuna aykırı işlem için soruşturma açacağına, adeta kanun dışılığa geçit vermekte ve kamunun haber alma hakkına saldırmaktadır. Dedi. CHP Zeytinburnu İlçe Başkanı Metin Doğan açıklamasında, Mevcut rejimle, ülkemiz büyük bir devlet krizi yaşıyor, saray yönetimi ülkemize ve halkımıza sırtını döndü. Artık revize, restorelerle hem devlet krizini, hem ekonomik krizi aşması mümkün değildir. Son iki buçuk yıldır, ekonomik, siyasal ve toplumsal hayatımız, iç içe geçmiş üç krizle sarsılıyor. Ülke yönetimini felç eden “devlet krizi”, mutfaktaki tencereyi boşaltan “ekonomik kriz” ve hepimizi canımız ile cüzdanımız arasına sıkıştıran “kovid-19 krizi.” tüm bunların sonucunda ülkemiz derin bir buhran yaşıyor. Millet canıyla ihtarname çekiyor. Bugün hepimizin vicdanlarının merkezi olan milletimiz, hiç olmadığı kadar, ızrar halinde... Esnaflarımız perişan. Kapanan dükkânının çatısında, “bari bize ekmek verin” diye feryat ediyor. Tarlasını, traktörünü, ahırdaki ineğini icraya kaptıran çiftçimiz kara kara düşünüyor. İşsiz görünmesin diye zorunlu izne çıkarılan yüzbinlerce çalışanımız, günde 39 liraya talim ediyor. İşini kaybeden yüz binlerce sigortasız emekçimiz ise o 39 lirayı dahi bulamıyor. Ülkemizin geleceği, gençlerimiz ümitsiz. “karın tokluğuna, yol parasına çalışırım” diyor. Çöp konteynerlerinden karnını doyuran vatandaşlarımızın görüntüleri, hepimizin yüreklerini parçalıyor. Milletimiz yokluktan cinnet getiriyor. Eline yazdığı “iş, aş” mesajıyla, ülkeyi yönetenlere canıyla ihtarname çekiyor. Aynı gün, milletimizin iffetli analarına hakaret eden havuz müteahhidi 47 milyon dolara Fransız jeti alıyor. Salgında her gün; binlerce yurttaşımız hastalanıyor, yüzlerce yurttaşımız hayatını kaybediyor. Ama ülkeyi yönetenler, hasta ve vefat sayılarını milletimizden gizleyerek salgınla mücadele ettiğini sanıyor. Gerçeği bilmeyen yurttaşlarımız da salgını hafife alıyor. Salgın büyüyor. Bu sefer suçlu vatandaşımız oluyor. Milletimizin feryadı, bin 150 odalı sarayın duvarlarını bir türlü aşamıyor. Hükümet edenlerin varlık sebebi ve asli görevi nedir? Milletin can ve mal güvenliğini, huzur ve refahını sağlamaktır. Bugün ülkemizde herkes canından, malından emin mi? Memlekette huzur ve refah kaldı mı? Peki, bu duruma nasıl düştük? İki buçuk yıl önce hayata geçen, devlette denge ve denetimi yok eden, yetkileri tek elde toplayan, istişareyi bitiren, tek adamın iki dudağına bakan bu vesayet düzeniyle, ülkemiz oradan oraya savruluyor dedi.